Duyurular: Körler Okuluma Dokunma Kampanyasına Bir İmza da Sen At!
 
*
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun. Ocak 07, 2009, 03:59:24 pm


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


Sayfa: [1]
  Yazdır  
Gönderen Konu: Edith Piaf  (Okunma Sayısı 33 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
yasamask
Hero Member
*****

Rep: 0
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 503



« : Şubat 06, 2008, 01:48:13 pm »

EDITH PIAF


sesinin bedenine sığmadığı sanatçı... kaldırım serçesi...

Edith Piaf, ünlü Fransız şarkıcıdır. 19 Aralık 1915'te Paris'te doğdu, 11 Ekim 1963'te Cannes'da öldü. Piaf Fransa'nın en sevilen sanatçılarından biriydi ve ulusal bir simge haline gelmişti. Yürek burkan bir sesle dokunaklı şarkılar söylemedeki özel yeteneği, onun trajik hayatının bir yansıması gibiydi.

uyuşturucuyla mücadelesini ve o güçlü ama bir o kadar da hüzünlü sesin arkasında aslında ne kadar trajik bir yaşam öyküsü olduğunu biliyor muydunuz?

“Akşam vakti bizim için günün doğduğu zamandır” diyor Edith Piaf

Müzisyenler, hatta belki sadece müzisyen değil daha pek çok sanatçı için geçerli olan bu cümle bile Edith Piaf’ın yolculuğunun çoğumuzdan farklı olduğunun bir kanıtı.

1915 yılında dünyaya gelen Edith Giovanni Gassion, genelevde büyüdüğü yıllarda kulağına gelen notaları, ilerleyen yıllarda para kazanmak için söylediği sokakta söylediği şarkılara döktüğünde, kabere işleten Leplee (Gerard Depardieu) tarafından keşfediliyor.
Büyük sesine hayran olarak yanında aldığı bu çekingen kızın küçük bir serçe gibi olduğunu düşünen Leplee, ona La Mome Piaf adını takıyor.
Ürkek bakışları ve kendinden emin olmayan tavırlarıyla bir yıldız ışığı yok belki Piaf’ta.
Ama sesi ve ileriki yıllarda karşısına çıkacak menajerinden aldığı öğütlerle sahnede devleşmesini biliyor.
Zaman içinde diksiyonuna dikkat eder hale geliyor, o ince, narin ellerini kullanmasını öğreniyor.

47 yaşında hayata veda eden ünlü şarkıcının 40 yaşlarındaki döneme odaklanan film, kronolojik anlatımı bir kenara bırakıp, ileri gidiş ve geri dönüşlerle, sıradanlıktan kurtularak izleyicinin merakını ve ilgisini ayakta tutmayı fazlasıyla başarıyor.

En güzel zamanlarımızın da gün gelip biteceği ve kaçınılmaz son gün gerçeği bir tokat gibi çarpıyor yüzümüze yaşamıyla edith piaf...
« Son Düzenleme: Şubat 06, 2008, 01:50:36 pm Gönderen: yasamask » Logged

Herkes ne zaman ölür

elbet gülünün solduğu akşam.

TURGUT UYAR
yasamask
Hero Member
*****

Rep: 0
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 503



« Yanıtla #1 : Şubat 07, 2008, 01:37:23 pm »

3 yasinda menenjit geçirip kör olmus, sonra 7 yasinda kendiliginden görmeye baslamistir tekrar. ama hayati boyunca talihsizlikler, acilar pesini birakmamistir. küçük kizini yine menenjite kurban vermistir. ve cenazesini kaldiracak parasi bile yoktur o zamanlar.
hayatim adli otobiyografisinde geçen çok içli bir hikayedir bu: sabah saatin dördünde öyle ümitsizce para ararken, kendisi gibi fakir arkadaslarinin yardimlari da yetmezken ve cenaze masraflari için gerekli 10 frankin eksikligini hissederken bir adam laf atar arkasindan, "benimle birazcik eglenmek için ne istersin?" diye. "10 frank" der o da. küçük bir otele giderler. yabanci 10 frank'i pesin verir hatta. ve yapamayacagini anlar o zaman edith. aglamaya baslar adamin karsisinda; ve hikayesini, çocugunu kaybettigini, topraga verecek parasi bile olmadigini anlatir. ve adam parayi alarak gitmesine izin verir...
söyle yazar piaf (ki fransizca serçe demektir piaf): "iste, bugüne kadar darda kalanlara en ufak bir karsilik bile beklemeden yardim etmemin asil nedeni bu adamdir. peki, bu adam bana bir fahise gibi davranmis olsaydi... belki de bugün birçok insanin vücudunu, birçogunun da ruhunu son anda kurtaran biri olmayacaktim. bugün dahi, bana başkalarina yardim etme duygusunu saglayan bu insana minnettarim".
bilmiyorum, hislenirim ben...

piaf'ın ölmesi gerçekte, kıyısından köşesinden bizim de tanıdığımız eski bir fransa'nın ölmesi demekti."
(attila ilhan, "hangi seks")

hayatının 12yılllık bi döneminde 4araba kazası,7ameliyat,3karaciğer krizi,2delilik nöbeti,4uyuşturucu krizi geçiren,öldüğünde 30kg olan,kilisenin günahkar olarak niteleyip cenaze töreni yapmadığı ama fransa ve çevresinden binlerce insanın katılımıyla paris'in en görkemli törenlerinden birinin gerçekleşmesini sağlayan, müthiş kadın,müthiş ses.
batıda 50 li yıllarda ortaya çıkan ve "piaf romantizmi" olarak adlandırılan akımın kurucusudur. babası cambaz, annesi fahişe olan edith piaf önce tüm fransa'yı kapladı ve piaf ülkenin aşk sembolü haline geldi. 11 ekim 1963'te öldüğü zaman, ardından hayat arkadaşı jean costeau'da intihar edeceğini açıklayarak ve bunu gerçekleştirerek, piaf romantizmi'nin bir örneğini gösterdi.
ölümünün üzerinden yillar gecmesine ragmen mezarinda taze cicek eksik olmaz.
yıllar önce bugun (11 ekim 1963'te) henüz 48 yasındayken cannes'daki tenon hastanesi'nde melodram hayatı sona eren büyük ses.
kendisine "sağlığınız bozuluyor, biraz daha sakin yaşayın" diyenlere: "ekonomiye inanmam. ne işte, ne aşkta, ne de parada. inansaydım böyle şarkı söyleyebilir miydim?"diyen kadındır o.charles aznavor'la anılır adı bir de. müzesindeki o meşhur minicik siyah elbisesinin ve 34 numara ayakkabılarının önünde, en ünlü şarkısının sözleri yazmaktadır: "hayır, hiç bir sey için pişman değilim." "ekonomiye inanan" küçük bir ruh yazabilir miydi bu sözleri?
babası bir sokak cambazır. annesi de istanbul'daki gazinolarda çalışmak için, onu küçük yaşta bırakmıştır..
jean cocteau, işgal altındaki fransa'da, "edith piaf değildir şarkı söyleyen: yağan yağmur, esen rüzgar, serpilen ayışığıdır" diye fısıldamıştır şarkı söyleyişi için, yağmur bazılarımıza yağar çünkü.
annesinin terk etmesi ve babasının 1916'da orduya katılmasından sonra bakımını normandiya'da bir genelev işleticisi olan babaannesi üstlenmiştir. babaannesinin yanından ayrıldıktan sonra bir süre babasıyla yaşamış ve ona akrobatik gösterilerinde eşlik etmiş; daha sonra, henüz 15 yaşındayken, şarkıcı olabilmek için alkolik babasını terk etmiştir
hayatını "hayatım" adlı kitabında anlatan fransız şarkıcı. aşkları, hayal kırıklıkları, tahammülü zor kaprislerini olduğu gibi anlatır. sinir nöbetlerinin birinde kendisine hediye edilmiş veya kendisinin aldığı tüm mücevherleri klozete attığını anlatır. lokantada yemek yerken yerinden kalkıp yan masadaki adama "bayım iğrenç yüzünüz ve yemek yiyişinizle domuza benziyorsunuz" dediğini anlatır. alkolik olmasının bir sebebi de anneannesidir. daha edith piaf 10 yaşındayken anneanne bir şişe şarabı vermekte ve kahvaltıda ekmekle şarap içmesini söylemektedir merhumeye.

uyuşturucu bağımlılığının dibe vurduğu dönemde direkt elbise üzerinden iğneyi sapladığı için enfeksiyon kapmıştır. pek çok kez aşık olmuş ancak bir şekilde hep hüsranla bitmiştir aşkları. bir kısmında edith piaf aldatmış, diğerlerinde aldatılmış veya istismar edilmiştir. anlaşılması zor bir şekilde belki de hayatında baba figürünün eksik olmasından dolayı kendini her şartta koruyacak kollayacak bir erkek bir koca aramaktadır.

son evliliğini kendisinden yaşça çok küçük şarkıcı theo serapo ile yapar. pigalle batakhanelerinden tüm dünyanın tanıdığı ve sevdiği bir yıldıza dönüşmek için belki de bunca şeyi yaşamak gerekmektedir.
annesi, kızının adını doğumundan birkaç gün önce 12 aralık 1915'de, almanlar tarafından kurşuna dizilen genç bir ingiliz kadın hemşire olan edith cavell'in anısına koymuştur. (simone berteuat'un piaf kitabın göre)

Logged

Herkes ne zaman ölür

elbet gülünün solduğu akşam.

TURGUT UYAR
Sayfa: [1]
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.7 | SMF © 2006, Simple Machines LLC

XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli! Dilber MC Theme by HarzeM